www.hulyayalim.com

12 kişi kendisini tutuyor, 16 arkadaşı var.


şu an yaşadığı yer İstanbul. felsefeci yazar olarak çalışıyor. www.hulyayalim.com adlı bir sitesi var.

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. gece uyumayanlar

    gece uyumayanlar

    3568 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  2. yeraltı edebiyatı

    yeraltı edebiyatı

    1837 üyesi var. üyelik serbest.
  3. vasıflı deliler

    vasıflı deliler

    1370 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  4. nietzsche

    nietzsche

    1062 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  5. felsefe

    felsefe

    900 üyesi var. üyelik serbest.
  6. psikoloji

    psikoloji

    875 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  7. kadın

    kadın

    743 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  8. sosyoloji

    sosyoloji

    124 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  9. yazarlar

    yazarlar

    9 üyesi var. üyelik serbest.

hulyayalim panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

OOOO POR(T)URKOOOOO...
Nihat ikinci golü atana kadar bambaşka bir yazı düşünüyorken;tur gitti gidiyorken son beş dakikada maçı çeviriyorken;Volkan kırmızı kart görüyorken; hayatımızda yenmediğimiz bir rakibi, üstelik de geriden gelerek tüm olumsuzluklara rağmen eliyorken;zihnim tüm düşündüklerine reset attı duygularım beni buraya böyle attı .

İtiraf ediyorum...Basitlikse basitlik; banallıksa banallık evet itiraf ediyorum futbol bağımlısıyım. Öyleki; ofsaytı bazen spikerden önce söylebilecek kadar ...Off! çok utanıyorum ...

Çok anlamsız biliyorum. Artık "din değil futbol kitlelerin afyonu" görüşünü de onuyorum ama tam bir bağımlı gibi bile bile vazgeçemiyorum. Bazı kültürel ortamlarda "futbol izlemiyorsunuzdur tabi..." dediklerinde hayır kahretsinki izlemek bir yana bağımlısım diyemediğim durumlarda ne kadar ezilip büzülüyorum bilemezsiniz.

Gerçi eskiye oranla şimdi biraz daha iyi gibiyim. En azından sadece maçla golle durumu kurtarıyorum ki, bu da benim için iyi bir gelişme işte düşünün. Kanal kanal yorumları takip ettiğim zamanlarım da oldu bir zamanlar bildiğiniz gibi değil...

Bir ders arasında erkek arkadaşların Avrupalı bir futbolcu ismini hatırlamaya çalıştıkları ve bir türlü hatırlayamadıkları hararetli bir futbol tartışmasına şahit olup dayanamayıp ismini utana sıkıla söyleyip tartışmanın seyrini donduracak kadar...

Shalke den Kobiashvili, Astonvillalı ki aynı zaman da bugün elediğimiz Çek Cumhuriyetli oyuncu Milan Baros'u bayağı bir severim daha ne diyeyim. Yani ne eskilerden David Becham' ı ne de yenilerden Chirsitian Ronaldo 'yu yakışıklı diye veya dişlerinden dolayı Ronaldinho'yu sevimli bulup hayranı olan kızlardan olmadım ne yazık ki.

Portekiz futbolunu ve futbolcularını ayrı bir yere koydum hayatım boyunca nedense...

Jose Marinho 'nun çevirmenlik geçmişini, Chelsea' yi zirveye çıkarmasını da şu an İnter'le anlaştığını da biliyorum mesela. Her dönem benim futbolcularım dediğim oyuncular dönemlerine göre Luis Figo daha sonra Nuno Gomez ile Quaresma şimdilerde Chirsitian Ronaldo oluyor malesef.

Bir sömürü ülkesinin futbolcularını bir dönem sömürgesi olan ve şimdi futbol okulları kurulan Brezilyalı oyunculardan daha çok beğendiğime kendim de inanamıyorum ama öyle.

Hatta çocukken tabi ailedeki erkek nufusunun çokluğuyla maçları henüz izlemeye başlamışken ilk beğendiğim oyuncu yine Portekizli Majyad'dı ki, bunu bilmekten nefret ediyorum. Onu beğenmemin sebebi ise topuğuyla attığı goldü ki TRT yıllarca spor sütüdyosunu bu güzel jenerik golüyle açıyordu. Bu futbolcunun Porto da oynadığını ile biliyorum hakikaten çok iğrencim.

Yıllar önce Kimin İçin Felsefe adlı kitapta Türkiyede Felsefenin Algılanışı 'nı yazarken ülkemizde sistem kelimesine en çok futbolda karşılaşıldığını ve bu tartışmaların filozofik olmaktan çok filezofik olduğunu anlatan makalemde dile getirmiştim. Hocalar haklı olarak şaşırmışlar meğerse... Bir kadın nasıl olurda bu kadar futbol gözlemi yapabilir diye?

Ben de kardeşimin spor akademisinde okuduğunu bilgileri ondan edindiğim yalanını uydurmuştum ...Desem ki aslında kendi gözlemim ben bağımlıyım inanırlarmıydı bilmiyorum. Pek sanmıyorum.

Söylüyorum; çalıştığım dersleri, gideceğim yerleri, verdeğim randevuları bazı maçlara göre ayarlayacak kadar futbolu çok seviyorum. Kınayın, küçümseyin, şaşırın, ne derseniz deyin işte oh be ....

Dünyada ülkelerası yapılan maçların devri bitiyor gibi geliyor bana. Tıpkı Eurovizyon şarkı yarışması gibi olacak ilerde belkide; sadece yarışmak için girilecek bu müsabakalara..

Yine de yenmek çok güzel madem ki Viyana kapılarına bir kez daha dayandık, bu sefer zaferle dönmek üzere kendi finalimi hayal de olsa oynattım. Final maçında ne Rusya ne Hollanda var. Bir rovanş maçı niteliğinde Portekiz Türkiye...Oooooo por(T)ürko.... Maçın galibi henüz belli değil uzatma dakikaları oynuyor...

Hülya YALIM

www.hulyayalim.com

hulyayalim   17 Haziran 2008 23:54  

tam dediğin gb işke neden başkasına küçük görüneyim ki o sadececpsikolojik bir vaka oldunu düşününyorum fakat şuda var büyüklük küçüklüktedir. küçük olmasını bilmeyen büyük olmasını öğrenemez.merdivenleri teker teker cıkmasını bileceksin ki düşmeyesin !!!

fatihizci   06 Haziran 2008 23:27  

YAŞAM PERVANESİ
Yaşadığınız yaşamın hakkını yeterince verip vermediğinizden şüphelendiğiniz oldu mu hiç? Şişkin egonuzun size oynadığı oyunlara, yenilmeyecek kadar mütevazı kalkanlarınızı kontrol ettiniz mi son zamanlarda? Ya da, kimseye küçük görünmeden koplekssiz duruş sergileyebilme başarısını gösterip kararında duruş sergilediniz mi tam ayarında?..

www.hulyayalim.com

hulyayalim   06 Haziran 2008 23:20  

hayatın hakkını vermek başaramadığım bir olgudur...ama o bizlerin hakkını verdiği bellidir...

gezgincenah   06 Haziran 2008 23:23  

mrb. gözükmüyorsunuz hülya hülya...

gezgincenah   06 Haziran 2008 23:09  

selam sitene üye oldum cok güzel bir site olmuş

fatihizci   06 Haziran 2008 23:07  

SÖYLEMEYE ZAMANI OLMAYANLARA ...
>Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet.
>Yüreğini elime koyduğunda anladım...

>''Sana ihtiyacım var, gel!'' diyebilmekmiş güçlü olmak.
>Sana ''git'' dediğimde anladım...

>Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş
sevmek. "Git" dediklerinde, gittiğimde anladım...

>Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...

>Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak. Gerçekten pişman olduğumda anladım...

>Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş.
>Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
>Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım...

>Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi.
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım...

>Sevgi emekmiş.
>Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

real78   26 Mayıs 2008 18:17  

ederi kadar kaldı
azaldı
yukarı aşağı bakarken
bağlandı nefesinden...

tanrının koşamadığını gördü
bildi
yarış hiçlikti...

güneşten pahalı
sudan ucuz gözyaşların
oturdu
tanık sandelyesine
kelimeleri akıttı duruşmaya...

eğdi suyunu yere tuttu
tuttu kaplumbağa karesine
sokuldu...

sınırlar ve ton...
..............
.....................
mustafa yeşilkaya

gezgincenah   26 Mayıs 2008 13:22  

Herkesi sivil itaatsizliğe davet ediyorum.Bir sivil itaatsizlik ütopyasıyım ben etrafım diken.www.hulyayalim.com

hulyayalim   24 Mayıs 2008 10:44  

HAYAL YAMYAM
Bu pencereden seslenmeden önceki adım Hayal Yamyam ’dı adeta. ismimle müsamma denilen cinslerden biri olduğumu bilmeyen kaldı mı hala acaba? Hayal olurum gündüz vakti gezinirim oradan oraya, dolaşırım bir çok zihni... Karıştırırım en çok inanılan fikri..Filozofum ne de olsa canım isteyince deli, arada sırada da dahi ...

www.hulyayalim.com

hulyayalim   17 Mayıs 2008 14:16  

BLOG hulyayalim rss kaynağı

adresi: http://hulyayalim.sosyomat.com/blog


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.